KÜLTÜR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KÜLTÜR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2016 Çarşamba

Bahar geldi

Bu yıl kış kısa sürdü öyle değil mi? Diğer yıllara göre daha soğuk geçse de Şubata kadar bir şey kalmadı. Şubat ayı neredeyse Mart gibi geldi geçti. Şimdi de Mart Geldi. Bahar aylarını yazdan ya da kışdan daha çok seviyorum. Belki de yağmuru çok sevdiğimdendir. Ne yaz kadar çok sıcak ne de kış kadar çok soğuktur bahar ayları. 

Artık ağaçlar çiçek açsın çevrede renk renk kelebekler görelim. Ben fotoğraf sanatıyla ilgileniyorum.Profesyonel olarak fotoğraf çekiyorum. Ve kapalı havada fotoğraf çekmek oldukça zor.Şimdi günler uzadı, artık kendimi uzun uzun doğa fotoğrafı çekmek için vakit ayırabilirim.
Ben yaz mevsimini pek sevmiyorum aslında siz de benim gibi yazları deniz kenarında bir yerlere gitmiyorsanız sevmiyorsunuzdur kesin. O bunaltıcı sıcaklar gerçekten beni yoruyor.İnsan oturduğu yerde bile terliyor.En azından kışın dışarıda soğukta üşüyüp o sıcacık evimize geldiğimde mutlu olmam için bir sebep oluyor bana. Ama yazın öyle değil ne yaparsan yap serinleyemiyorsun.Klima demeyin bana klimadan nefret ediyorum.Nefesimi kurutuyor bir kere.
En iyisi bahar havaları. Ne çok sıcak ne de çok soğuk tam benim mevsimim diyebilirim.Hoş geldin bahar.
Geçen sene bahar ayında çektiğim bir fotoğrafı da sizlerle paylaşmak isterim. İyi seyirler.


25 Ocak 2016 Pazartesi

İnsan kendini nasıl geliştirir?


Hayatımız boyunca sürekli yeni bilgiler öğrenmeye çalışırız. Sürekli bir merak ve bilgiye aç kalma durumu içerisindeyiz. Daha bebekken başlar öğrenme maceralarımız. Etrafımızdaki her şeyi inceler, ne işe yaradığını öğrenmek için belki kırarız, belki dökeriz, birilerinden azar işitiriz. Bazen bir şeyi tam anlamıyla öğrenmek için çok büyük bir ders vermemiz gerekir o konuda.

Peki ne kadar biliyoruz? Ne hızda öğreniyoruz?
İnsanın kendini geliştirmesi öncelikle kişisel gelişiminden başlar. Erdem, onur, ahlak gibi kavramlar aileden gelse de bunların dışında kalan birçok davranışımızı biz kendi kendimize şekillendiririz.
Örneğin hayatınızda kaç tane kişisel gelişim kitabı okudunuz? Kaç tanesinin size gerçekten fayda sağladığını düşünüyorsunuz? Yıllar önce okuduğunuz bir kişisel gelişim kitabından öğrendiklerinizi hala hatırlıyor musunuz?
Ben şimdiye kadar 2 ya da 3 tane okumuşumdur. Ve okuduklarımdan geriye kalan koca bir hiç. Bana göre kişisel gelişim kitapları insana gaz vermekten, kandırmaktan, yapamayacağı şeyleri yapabileceğine inandırmaktan geçiyor. Kaç tane kişisel gelişim kitabının yazarı yazdıklarını öncelikle kendine uygulamış? Kaç tanesi hayatında başarılı olmuş da kitabında bizlere şöyle yaparsanız başarılı olursunuz diye ahkâm kesiyor? Benim kanaatim kişisel gelişim kitabı yazarları hayatlarında bir baltaya sap olamamış, eli az çok kalem tutan kişilerin gereksiz kitaplarla insanların paralarını çalan hırsızlardır.

Aslında kişisel gelişim nedir?

Kişi , insan ilişkilerinde karşısındaki kişiye nasıl davranması gerektiğini biliyorsa gelişmiştir. Bir insanın gözlerine bakıp da iyi mi kötü mü , alıcı mı satıcı mı olduğunu anlayabiliyorsa, yani insan sarrafı olduysa bir nevi o kişi gelişmiştir.Erdem, onur ahlak gibi kavramları dini ile karıştırmıyorsa, kendine ait fikirleri oluşmuşsa, başkalarının lafıyla değil de kendi düşüncelerini savunabilecek kadar bilgi birikimine sahipse o insan gelişmiştir.

Bu yüzden lütfen kişisel gelişim kitaplarına paralarınızı kaptırmayın. Aynı bilgilerin tamamı ve daha fazlası şu an elinizin altında olan internette bulunuyor. Önemli olan sadece interneti nasıl doğru kullanabileceğini bilmek. Gerisi araştırmakla, okumakla, izlemekle gelir zaten. Bilgiye ulaşmak artık çok kolay.

Film İzlemek Sosyalleştiriyor / 5 İyi Film Önerisi

 Film Kültürü Nasıl Oluşur?

Ülkemizde çok büyük bir film kültürü eksikliği olduğunu düşünüyorum. Nerede kalitesiz nahoş filmler var bizim halkımız onu göklere çıkarıyor. Kimse bana kızmasın bu konuda lütfen. Çok dertliyim çünkü. Recep İvedik filminin şimdiye kadar en çok izlenen film olması benim için bir utanç kaynağıdır. Küfür etmeyi komiklik sanan bir insan var ve bunu film yapıyor. Bizim insanımız da buna yerlere  yata yata gülüyor. 
Star Wars son filmi çıktı mesela. Nasıl olur da Düğün Dernek Star Wars gibi bir filmi geçer ,aklım almıyor. Bir kere Recep İvedik yapılmış, gişe rekorları kırmış, yapımcılar da demiş ki bu halk küfür seviyor, küfür etmeyi, bel altı konuşmayı komedi sanıyor demiş ve devamı gelmiş.
Ben bir tek Recep İvedik 1 i evde izledim. İyi ki diyorum şeş kaza sinemasına gitmedim de o adama para kazandırmadım. Bir daha asla izlemedim. Youtube’da filminin bir bölümüne dahi bakmadım.

Ben daha çok beni geliştirebilecek, izlediğim zaman etkisinden belki de günlerce çıkamayacağım, belki sonunda şaşırtacak filmler izlemeyi tercih ediyorum.

Daha çok kült filmler ve psikolojik filmler izlerdim, son zamanlarda bilim kurgu filmlerine de merak saldım.Eğer izlemek isteyen olursa, beni şimdiye kadar en çok etkileyen filmlerin isimlerini yazacağım şimdi. Gerçi film kültürü olan bir  insan bu filmleri mutlaka izlemiştir. Ama yeni başlayacak olanlar için altın değerinde filmler bunlar.

Kaybedenler Klübü: Bir Türk filmi. Belki 2-3 defa izlemişimdir. İnsanın canı sıkkın olduğunda, morali bozuk olduğu zamanlarda akşam evde yalnızken izleyebileceği, moral veren güzel bir film.


Zindan Adası: Leonardo Di Caprio baş rolde oynuyor. 2 defa izlememe rağmen adamın filmin sonunun gerçek mi hayal mi olduğunu anlayamadığım güzel bir psikoloji film.




Otomatik Portakal: Şimdiye kadar izlediğim en mükemmel kült film diyebilirim.  Konusunu nasıl anlatacağımı hiç bilmiyorum, izlemeniz gerekir. Kötülük yapan bir grup gencin üzerinde psikolojik deneyler yaparak onları iyi insanlar yapmaya çalışan psikolojik bir film. Eski bir yapım olmasına rağmen yine beni çok etkileyen filmler arasında. 



Interstellar: Yakın zamanda izlediğim, izlerken beni acayip geren bir bilim kurgu filmi. Türkçesi Yıldızlararasında. Sanırım 2015 yapımı film. Birkaç bilim adamının uzayda yaptığı yolculukla başka bir gezegeni nasıl keşfettiklerini ve insanlığı kurtarışlarının öyküsünü dramatik bir biçimde anlatıyor. 

26 Aralık 2015 Cumartesi

Film Önerisi

Harika bir cumartesi gününden merhaba
Siz de benim gibi haftasonunu evde oturarak mı geçiriyorsunuz?
O zaman küçük bir önerim var. Film izlemeye ne dersiniz?

NOVİEMBRE

Her yeni tanıştığım insana önerdiğim benim için harika bir film önermek istiyorum.İzlenimlerime göre izleyen bazı kişilerin çok beğendiği bazılarının ise ilk 10 dakikada sıkılıp kapatmak istediği bir film. Belki da bu yüzden kendisi kült film kategorisinde yerini alması gerekir.

 2003 yapımı olan bu filmin IMDB puanı ise 7,3

Her yeni film bize az yada çok bir şeyleri sorgulatır.Ama çok az film kendimize ve kendimiz olmayana bakışımızı kökten değiştirebilir. Bu film benim hayata olan bakış açımı değiştirdi diyebilirim. Sanata olan sevgimi bir tık daha öteye taşıdı.
Filmin gerçek yaşanmış bir hikaye mi yoksa kurgu mu olduğunu hala çözemedim. Ama yaşanmışsa gerçekten çok üzücü.
Bir grup tiyatrocu gencin sanatı para için değil de insanların bakış açısını değiştirmeye yönelik verdikleri çabanın acı bir son ile bitmesini anlatıyor.
Ve filmdeki en beğendiğim replik ise insanı tekrar tekrar düşünmeye yöneltiyor.
"Dünyayı değiştirmeye çalıştık, başaramadık. Şimdi dünyanın beni değiştirmesini engellemeye çalışıyorum."


İyi seyirler dilerim.

19 Aralık 2015 Cumartesi

Memleketi Ben Kurtaracağım!


Geçenlerde Twitter’da Gülse Birsel’in yeni kitabı çıktığını gördüm. Memleketi Ben Kurtaracağım! Birkaç yorum okudum fena değildi alırım bir ara dedim ve unuttum. Dün D&R da gezerken en çok satanlar standında gördüm ve aldım. Kitabın başlığından siyaset içerikli olduğunu tahmin ettim, şu anki hükümete giydirmeler yaptığını düşündüm. Yanılmamışım!
Evet siyaset içerikli bir kitap. Ama siyaset severler için bir kitap değil bence. Siyaseti mizansen bir dille eleştirmiş. Ama bir solukta bitti diyebilirim ve böyle kitaplardan pek hoşlanmıyorum. Vaktim olsaydı bir günde okuyup bitirebilirdim. Hem vaktim olmadığı için hem de hemen bitmesin diye 3 günde bitirdim kitabı.
Gülse Birsel’i severim ve hayranlık duyarım kendisine. Hayranlığım oyuncu olmasından dolayı değil. Senaryosunu kendisinin yazdığı dizilerde bir yandan da oyuncu olması.
Kitaba gelecek olursak, tek eleştirim tek solukta okunup bir köşeye atılacak bir kitap olması.  Evet güldürürken düşündürüyor ama bana ne kattı? Hiçbir şey!
Bir süre sonra kitapta okuduklarımı unutup gideceğim. Yani bende bir şey uyandırmadı. Benim için bir zaman kaybıydı.
sadece kitabın son bölümünde Gazanfer Özcan hakkında yazdıkları beni çok etkiledi. Okurken tüylerim diken diken oldu.
Yine de kendisine teşekkür etmek isterim. Şuan ki hükümeti eleştirme cesaretinde bulunduğu için. Biliyorsunuz herkes fikirlerini açık açık savunamaz ülkemizde. 
Bumerang - Yazarkafe

Email ile Takip Et

İzleyiciler